Pirinadan sanki yeni keşfedilen bir şeymiş gibi bahsedip duruyorum. Oysa olsa olsa pirina yeniden keşfediliyor diyebilirim. Çünkü bir yakıt olarak pirina ve pirina yağı Cumhuriyetin ilk yıllarında değeri bilinen ve mecliste önemi üzerine konuşulan bir konuydu. İşte Nisan 1928 deki meclis tutanaklarından bir alıntı:
Zeytinyağı, prina fabrikaları 81 adettir. Zeytinyağı fabrikalarının kudreti istihsaliyesi 5 500 tondur.
Prina fabrikalarının kapasitesi 1 300 tondur. Malumuâliniz ‘bizde evvelce prina fabrikası yoktu. Prinalarımız evvelce Yunanistan’a, İtalya’ya giderek ve orada tekrar yağ çıkartılarak ondan sabun fabrikaları müstefit olurdu. Memlekette bir çok erbaibı teşebbüs bu kazancı gördüler, Edremit, Ayvalık havalesinde, İzmir’de, Bayındır’da fabrikalar tesis olunmuş, istihsalata başlanmıştır ve ümit ediyorum ki, birkaç sene sonra prina ihracatımız kalmayacaktır. Doğrudan bunlar da yağa kalp edilerek sabunculuk istihsalatına medar olacaktır. Yunanistan sabunları nın bizim sabunlarımıza rekabet etmesinin bir sebebi de budur. Çünkü onlar âdi yağları sabunlara kullanırlar, daha ucuz mal ederler.Zeytinyağlarımızda malumu âliniz İtalya ve Fran sa’ya gider ve orada tasfiye edilerek Amerika ve Şimali Avrupa memleketlerine gönderilir. Bu zeytinyağlar memleketimizde iyi tasfiye edilirse İtalya ve Fransa’nın ikinci bir ameliye ile kazandığı fiyatlar memleketimizde kalacak ve müstehliklere isali mümkün olacaktır. Üç çeltik fabrikamız vardır. Bunların senelik istihsalatı 5 bin tondur. 13 susam yağı fabrikası vardır. *880 tondur. Şekerleme çukulata, helva gibi müesses at 12 adettir. 600 ton helva, 600 ton şekerleme istihsal olunmaktadır. Arz ettiğim bu fabrikalar Türkiye’deki fabrikaların yekûnu değildir. Teşviki sanayiden 9 ay zarfında istifade edenleridir. ’ Umum fabrikaların adedi ve istihsalatı daha çoktur
Tarihin tozlu yaprakları...1928'den kalma bir meclis tutanağı
No comments:
Post a Comment