Thursday, January 24, 2013

Pirina'yı yeniden keşfetmek

Pirina da yakabilen antika soba  Bu sayfalarda pirinadan genellikle önemi yeni keşfedilmiş bir yakıtmış, ya da uzun zamandır gizli kalmış bir alternatif enerji kaynağıymış gibi bahsediyorum. Ancak pirina briketlerini sobada yakmak belli bir yaşın üstündeki Egeli’lere hiç de uzak bir hatıra değildir. Ben o günlere yetişemedim ama evin çocuklarının görevlerinden birisinin pirina biriketlerini duvar örer gibi sobanın içine yerleştirmek olduğu günleri babamdan dinlerdim. Benim kendi sobamızda odun parçalarıyla oyun niyetine yaptığım babamın on yaşındaki görevlerinden birisiydi Edremit’deki evlerinde.

Bugünkü yeniden sıkma ve kurutma işlemlerinin pek uygulanmadığı dönemlerde zeytinyağı fabrikasının artığı olan sulu prinayı presleyerek yaklaşık bir kilogramlık briketler haline getiren pirina fabrikaları vardı. Bu fabrikalarda üretilen pirina briketleri elbette bugünkü kuru prina ya da pelet pirina yakıtlarından biraz daha yağlı, dolayısıyla da biraz daha fazla is ve kurum çıkartan yakıt seçenekleriydi. Ancak her şeye rağmen hem yüksek ısı verimi ve ucuz olması sebebiyle pek çok aile pirina yakardı. İkinci dünya savaşı yıllarında hemen her şeyin karne ile satıldığı yıllarda Ege’de pirinayı yakıt olarak kullanabilmek galiba güzel bir ayrıcalıktı.

Pirina briketlerini şöyle dizmek gerekirmiş. Sobanın iç duvarından başlayarak duvar örer gibi merkeze doğru yerleştirilecek. Sadece sobanın en ortasında bir iki çıra parçasının girebileceği bir boşluk kalana kadar bu pirina duvarı örme işi devam edecek. Daha sonra tutuşturulan çıra parçaları merkezdeki boşluğa atılır ve yağlı pirina birden bire harlı bir alevle kısa zamanda ısısını tüketmeden yanmaya başlar. Muhteşem bir yöntem. Dinleyince kulağa çok basit geliyor ama aslında pirinadan yüksek verim almanın yolunu hem de bizim bugün sahip olduğumuz ikincil yanma odaları olan kazanlara sahip olmadan keşfetmiş ahir zaman insanları.

Pirina odun ve kömüre göre daha düşük ısılarda ve uçuculuğu daha fazla olan gazlar üretiyor. O yüzden standart bir kömür veya odun sobasında yakıldığında hızla açığa çıkan gazların bir kısmı bacadan kaçıveriyor. Modern kazanlarda bu uçucu gazları ikincil bir yanma odasında tekrar ısıtıp tutuşturan böylece yakıtın tamamından faydalanmamızı sağlayan kazanlar var. Oysa eskiden pirina sadece sobalarda yakılıyordu. Hem de odun veya kömür için tasarlanmış sobalarda. Ancak yerel tecrübe zamanla pirinadan en iyi verimi almanın yolunu keşfetti. Aralarında boşluk kalmayacak şekilde dizilen pirina briketleri hemen alev almıyordu. Ortada bırakılan ufak baca gibi boşlukta çıra tutuşturulduğunda etrafındaki prinayı ısıtıyor, tutuşturmaya başlıyordu. Henüz daha tutuşmamış ancak ısıdan nasibini almış pirina uçucu gazlarını serbest bırakınca kaçacak en kolay yolu arayan gaz ortadaki boşluğa doğru ilerliyor ve orada alevlerle karşılaşıyordu. Tamamı yanmasa bile rastgele yakılan bir sobada kaçıp gidecek gazın büyük bir kısmı ısıya dönüştürülebiliyordu. Bu yöntem ile hem epeyce yanıcı olan yağlı pirinanın yanma hızı kontrol altına alınmış hem de uçucu gazların bir kısmı yakalanıp yakılmış oluyordu.

 

 


Pirina'yı yeniden keşfetmek

Wednesday, January 16, 2013

Pirina: Yakmıyorsan bari gübre yap

Pirina’nın çevre dostu bir yakıt olduğunu biliyoruz. Ancak pirina’nın temiz bir yakıt olarak kullanılabilmesi için yağının alınması gerekiyor. Yağlı pirina hem daha fazla rutubet saklayabildiği için verimsiz yanıyor hem de aslında sıvı yakıt için tasarlanmamış soba ve kazanlarda yanan pirina yağı çevre kirliliğine de sebep olabiliyor. Pirina cennetten çıkma bir yakıt olabilir ama bu insanın da üstüne düşeni yapması gerektiği gerçeğini değiştirmez. Günümüzde pek çok zeytinyağı fabrikası zeytinyağı üretiminden arta kalan prinayı işleme tesislerine satmak yerine fabrikanın ısı gerektiren işlemlerinde doğrudan yakıt olarak kullanıyor. Bu da, bir bakıma, pirinanın ziyan olması demek. Bir yandan ticari değeri olan yağ yakılıyor, bir yandan çevre kirliliğine sebep olunuyor, bir yandan da işlenip piyasaya çekirdek pirina, pelet, ya da kuru pirina olarak sunulacak temiz yakıt miktarı azalmış oluyor.

Peki işlenmeyen ve doğrudan yakılan pirina için alternatif kullanım alanları var mı?

Olmaz mı? Atık karasuyun samanla karıştırılıp gübreye dönüştürülmesinden pirinanın yüksek protein oranıyla hayvan yemi olarak değerlendirilmesine kadar değişen alternatif kullanım alanları var. Bunların bir kısmı zaten geleneksel olarak da uygulanan yöntemler. Bir kısmı ise bilimsel incelemeler sonucunda ortaya çıkıyor. Bu kullanım alanlarından birisi de pirinanın gübre olarak değerlendirilmesi. Yakın zamanda okuduğum bir makale kompost yapılan prinanın çimlenme indeksini (ekilen tohumların ne kadarının çimlendiğini belirten indeks) arttırdığı, karbon / azot (C/N) oranını dengelediği ve yüksek organik madde oranı içeren bir gübre olarak kullanılabileceği bulunmuş. Aslında pirinanın gübre olarak kullanımı yeni bir keşif değil elbette. Ancak özellikle iki fazlı zeytinyağı üretiminden arta kalan aşırı derecede asitli karasu ve pirina posası doğrudan gübre olarak kullanmak için uygun değil. Geleneksel yollarla yapılan sıkma işleminden arta kalan pirina toprağa daha kolay uyum sağlasa da sıcak su ve santrifüj kullanan iki fazlı modern üretim sistemlerinin atık madde olarak ürettikleri pirina doğrudan gübre olarak kullanılamıyor. Ancak kompost yapıldığında çoğunluğu azot yönünden fakir ya da çok fakir olan tarım topraklarımız için uygun bir gübreleme seçeneği sunuyor.

Zeytin böyle bir şey işte. Tam anlamıyla bir mucize. Tam teşekküllü, full aksesuarlı bir doğal ürün. Ye, iç, yak, gübre yap…Bir tarım ürününden daha fazla ne bekleyebiliriz? Gece gelip iyi geceler öpücüğü kondurmasını mı?


Pirina: Yakmıyorsan bari gübre yap

Thursday, January 10, 2013

Tarihin tozlu yaprakları...1928'den kalma bir meclis tutanağı

Pirinadan sanki yeni keşfedilen bir şeymiş gibi bahsedip duruyorum. Oysa olsa olsa pirina yeniden keşfediliyor diyebilirim. Çünkü bir yakıt olarak pirina ve pirina yağı Cumhuriyetin ilk yıllarında değeri bilinen ve mecliste önemi üzerine konuşulan bir konuydu. İşte Nisan 1928 deki meclis tutanaklarından bir alıntı:

Zeytinyağı, prina fabrikaları 81 adettir. Zeytinya­ğı fabrikalarının kudreti istihsaliyesi 5 500 tondur.
Prina fabrikalarının kapasitesi 1 300 tondur. Malumuâliniz ‘bizde evvelce prina fabrikası yoktu. Prina­larımız evvelce Yunanistan’a, İtalya’ya giderek ve  orada tekrar yağ çıkartılarak ondan sabun fabrika­ları müstefit olurdu. Memlekette bir çok erbaibı te­şebbüs bu kazancı gördüler, Edremit, Ayvalık hava­lesinde, İzmir’de, Bayındır’da fabrikalar tesis olun­muş, istihsalata başlanmıştır ve ümit ediyorum ki,  birkaç sene sonra prina ihracatımız kalmayacaktır.  Doğrudan bunlar da yağa kalp edilerek sabunculuk istihsalatına medar olacaktır. Yunanistan sabunları­ nın bizim sabunlarımıza rekabet etmesinin bir sebe­bi de budur. Çünkü onlar âdi yağları sabunlara kul­lanırlar, daha ucuz mal ederler.

Zeytinyağlarımızda malumu âliniz İtalya ve Fran­ sa’ya gider ve orada tasfiye edilerek Amerika ve Şi­mali Avrupa memleketlerine gönderilir. Bu zeytinyağlar memleketimizde iyi tasfiye edilirse İtalya ve  Fransa’nın ikinci bir ameliye ile kazandığı fiyatlar memleketimizde kalacak ve müstehliklere isali müm­kün olacaktır. Üç çeltik fabrikamız vardır. Bunların senelik istihsalatı 5 bin tondur. 13 susam yağı fab­rikası vardır. *880 tondur. Şekerleme çukulata, hel­va gibi müesses at 12 adettir. 600 ton helva, 600 ton şekerleme istihsal olunmaktadır. Arz ettiğim bu fab­rikalar Türkiye’deki fabrikaların yekûnu değildir. Teşviki sanayiden 9 ay zarfında istifade edenleridir.  ’ Umum fabrikaların adedi ve istihsalatı daha çoktur


Tarihin tozlu yaprakları...1928'den kalma bir meclis tutanağı

Kutsal kitaplarda pirina (olsa yeridir)

Mount of Olives, Jerusalem

Akdeniz civarında ortaya çıkıp da zeytinden bahsetmeyen kutsal kitap yok.  Mesela İncil yaklaşık 25 kez zeytin ağacından, 160 kez de zeytin’in kendinden bahseder. İncir ve Nar ile birlikte üstünde durulan üç bitkiden birisi zeytin. İncirle kapışırlar malum sebeplerden dolayı. İncili iyi bilenler derler ki eğer yenen bir yağdan bahsediliyorsa İncil’de o hemen hemen kesinlikle zeytinyağıdır.

Zeytin’e Kuran-ı KErim de büyük önem verir. Hem de İncil gibi sadece ağacına ve yağ kaynağı olarak değil sofranın vazgeçilmez bir ürünü olarak yaklaşır.

Mesela En’am Suresi 99 da zeytinden aynen İncil gibi nar ile beraber bahseder :

O(Allah) ki, Gök’ten su indirdi. Onunla, her şeyin bitkisini bitirdik ve ondan bir yeşillik çıkardık. Biz ondan kümelenmiş taneler; hurma ağacının tomurcuğundan sarkmış salkımlar, birbirine benzeyen-benzemeyen üzümler, zeytinler ve nardan bahçeler çıkarıyoruz. O olgunlaşıp ürünlerini verdiği zaman, ona bakın! Muhakkak bunda, iman eden bir kavim için ayetler(deliller) vardır.

Pirina da Nuh'un gemisinde ocakları yakardıŞuna eminim ki eğer çevre kirliliği, küresel ısınma, asit yağmuru dertleriyle uğraşıyor olsalardı o kadim yıllarda İncil de Kuran da pirinaya övgüler düzen ayetler görürdük. Peygamberler pirinayı tanrıdan bir lütuf ve kudretinin bir mucizesi olarak sunarlardı. O Pirina ki Zeytin’in atık maddesidir, yine de bin bir faydası vardır derlerdi. Zeytin mucizesi de katlanırdı. Meyvesi yemek, yağı şifa, pirinası yakıt. Doğada mucizeler çok ve zeytin ve pirina da bunlardan birisi.

Zeytin dalı barışı ve umudu simgeler. Efsaneye göre büyük tufandan gemisiyle ve tüm canlılardan aldığı birer çift ile sağ kurtulan Nuh peygamber bir süre sonra ona karayı bulsun ve haberini getirsin diye  bir güvercin yollar. Güvercin ağzında bir zeytin dalı ile geri döner ve böylece karanın haberini ve kuru zemine tekrar ayak basma umudunu getirir. (endüstriyel – çevreci anlatımında hikayenin şöyle devam eder) Ve Nuh peygamber pirina kazanının güç verdiği gemisin i bacasından hiç duman çıkmadığı ve kazanında kül birikmediği halde güvercinin geldiği yöne çevirir.


Kutsal kitaplarda pirina (olsa yeridir)

Radyasyon tablosu

Hep pirina’yı övüp duruyorum. Diğer yakıtlarla kıyaslayınca avantajlarını sayıp döküyorum. Pirina çevrecidir, pirina temizdir, pirina yenilenebilir bir kaynaktır…Tamam ama bir de dünyanın canına okuyan fosil yakıtlar var. Çoğu zaman nükleer enerji tartışmalarından kafayı kaldırıp da yaktığımız her ton kömürün bize ne kadar zarar verdiğine bakamıyoruz. Bu yazıda da pirinayı övmek yerine çeşitli kaynaklardan maruz kalınan radyasyon miktarlarını gösteren bir tablo paylaşıyorum.

Pirina radyasyon yaymaz


Radyasyon tablosu

Pirina: Zeytin Mucizesinin Sadece Bir Yönü

Balıkesir Üniversitesi’nde zeytin ve zeytinyağı üretimi ile ilgili yapılmış bir sunuma denk geldim. Kimi zaman aşırı detaya kaçan kimi zaman ise fazla yüzeysel geçen yerleri olsa da zeytin mucizesine kısa bir bakış için eğlenceli.


Pirina: Zeytin Mucizesinin Sadece Bir Yönü

Wednesday, January 9, 2013

Pirina yakmak için bir sebep daha: Kömür yakan elektrik santralleri nükleer santrallerden daha fazla radyasyon yayıyor.

Pirina için bir sebep daha

Kömür yakma, yanarsın

 Biyokütle’ye dayanan bir enerji rejimi en azından sürdürülebilir füzyon santralleri üretilene kadar vazgeçilmez ve neredeyse alternatifsiz bir seçenek. Elbette güneş ve rüzgar seçeneklerimiz var ama henüz daha çok pahalılar. Oysa biyokütle elimizin altında ve ormanları kesip yakmaya kalkmadığımız sürece, yani yetiştirdiğimiz bitkilerden ve diğer organik atıklardan yakıt elde ettiğimiz sürece hem karbon emisyonu net olarak sıfır olan bir enerji üretimi rejimine geçmiş olacağız hem de fosil yakıtların kimi zaman aklımıza dahi getirmediğimiz tehlikelerinden  kurtulabileceğiz. Örnek mi? Hemen vereyim bir tane.

Hepimiz kömür yakmanın aslında o kadar da iyi bir şey olmadığını biliyoruz. Yakıtlarının içerdiği kükürt yüzünden kömür santrallerin atıkları, yani baca dumanları yer yüzüne asit yağmuru olarak dönüyor. Ve rüzgarla taşınan kirleticiler sınır tanımıyor. Ne kadar kendi evimiz temiz tutsak da komşunun yaktığı kömürün cefasını biz de çekiyoruz. Ancak kömür santrallerinin bir de fazla konuşulmayan yönü var. Yakılan her ton kömür atmosfere ve toprağa az da olsa radyoaktif madde yayıyor.  Bu azar azar yayılan radyoaktivite biriktiğinde (orta boy bir elektrik santrali on binlerce ton kömür yakabilir) ortaya çıkan durum şu: Aynı güçteki, yani aynı miktar elektrik üreten bir kömür santrali nükleer santralden tam yüz kat daha fazla radyasyon yayıyor.

Hadi oradan sen de mi dediniz? Buyurun referansımız. Scientific American dergisinde yayınlanan yazıya göre kömür santrallerinin yaydığı duman ve atık olarak çıkan kül kömür santrallerini gerçek birer nükleer tehlikeye çeviriyor. Bu elbette nükleer santraller masum demek değil. Ancak nükleer santrallerde sızıntı ancak bir kaza sonrası ortaya çıkarken yaktığımız her ton kömür ile atmosfere türlü çeşit radyoaktif madde saçıyoruz. İşte size pirina yakmak için bir sebep daha.


Pirina yakmak için bir sebep daha: Kömür yakan elektrik santralleri nükleer santrallerden daha fazla radyasyon yayıyor.

Tuesday, January 8, 2013

Pirina Çeşitleri



Kuru Pirina
Kuru Pirina
 Kuru Pirina: Pirinanın en az işlemden geçmiş halidir. Kurutulan ve hexan solüsyonu ile yağı alınan pirina bütün bu işlemlerden geçirildikten sonra nem oranı yaklaşık olarak yüzde 10, yağ oranı yüzde birin altında (yasal olarak %10 a kadar yağ içerebilir ama genellikle yağ oranı %1 civarına kadar azaltılır) ve yanma sonrasında %3 oranında kül bırakan bir yakıt haline gelir. Kuru pirina dökme diye tabir edilen biçimde açık ya da 20 ila 50 kilogramlık çuvallar halinde satışa çıkartılır. Kuru pirina hemen hemen tüm kalorifer kazanlarında kömüre ek olarak yakılabilir. Otomatik beslemeli kuru pirina yakan kazanlar da bulunmaktadır. Kuru pirinameşe ve iğne yapraklı ağaçların odunlarına benzer bir ısı değeri içerir ancak daha düşük olan nem oranı sayesinde daha temiz bir yanma sağlar. Kuru yakıt yakan sistemlere uygundur, yanma potasına zarar vermez, taşıma helezonlarını sıkıştırmaz.

Çekirdek Pirina
Çekirdek Pirina
Çekirdek Pirina: Kuru pirinanın 4 mm elekten geçirilmesi ile pirina toz ve çekirdek olarak ikiye ayrılır. Toz pirina pelet yapımında kullanılırken sadece çekirdek kırıklarından oluşan çekirdek pirina çuvallanarak yakıt olarak satışa çıkartılır.Çekirdek pirinanın özelliği tamamen tozsuz ve temiz bir yakıt olmasıdır. Çekirdek pirina kuru pirinaya göre daha az rutubet içerir. Nem oranı genelde %5-7 aralığındadır.  5000 kCal/kg ısıl değeri ile çok verimli bir yakıttır. Kül oranı yüzde ikinin altındadır ki bu da bir ton pirinanın yakılması sonucu yirmi kilogramdan daha az bir kül çıkacağı anlamına gelir. Kuru yakıt yakan her soba ve kalorifer kazanında tek başına ya da diğer yakıtlar ile karıştırılarak yakılabilir. 1 kg çekirdek pirinanın yanması için sadece 4-6 metreküp havaya ihtiyaç vardır. Oysa 1 kg linyit yaklaşık 2o metreküp hava tüketir. Çekirdek pirina ısı üretmek üçün kullanılan en temiz ve verimli yakıt türlerinden biridir.

Pelet Pirina
Pelet Pirina
Pelet Pirina: Toz ve kuru pirina pelet makinalarından geçirilerek değişik ebatlarda peletler haline getirilir. Genellikle 1 cm çapında ve 5 cm uzunluğunda küçük silindirler şeklinde üretilen pelet pirina kuru pirinaya göre daha az rutubet içerir ve mevcut katı yakıt sistemlerine daha iyi uyum sağlar. Uçucu madde oranı yüksek olan pirina kömür için tasarlanmış kalorifer kazanlarında yakıldığında bir kısım yanıcı gaz yanma odasından hızla uçar ve yanma verimi düşer. Eğer ikincil yanma odası (yanıcı gazları ikinci bir odada tekrar tutuşturan sistemler) olan bir sistem kullanılmıyorsa yanma hızı daha düşük olan pelet pirinanın kullanılmasında fayda var. Türkiye’de yaygın olmasa da İtalya ve İspanya’da pirina çeşitli biyokütleler ile karıştırılarak briket haline de getirilmekte ve şömine yakıtı olarak da kullanılmaktadır. 1 kilogramlık bir prina briketi yaklaşık olarak 1 saat boyunca verimli bir şekilde yanabilir.